Seyahat


 Miami
 
Miami


MİAMİ Bu sene Miami’de 1 ay geçirdim. Sizinle oradaki güzellikleri paylaşmak istiyorum. O kadar büyüleyici bir bitki örtüsüne sahip ki etkilenmemek mümkün değil. Yaşadıkça anladım ki hemen hemen hergün 10-15 dakika yağan yağmurun bu güzellikte payı büyük. Etrafta gözü rahatsız edecek hiçbir olumsuz görüntü yok. Her baktığım yönde gözümü alamayacağım güzellikte evler ve bitki harikaları ile dolu. Aslında tam bir tatil cenneti 12 ay yaşanası bir havası var. Öyle bir enerjiye sahip ki Kendini daimi tatil de hissettiren bir ortam. Kızım Miami dade country summer school'a gitti.Çok sevdi. Tavsiye edilir. Birde West Palm beach görülmeye değer bir yer. Evler dünyanın hiçbir yerinde görmediğim kadar güzellikte nereye bakacağımı şaşırdım. O kadar güzel bir zevkle inşa edilmiş ki etkisi altına girmemek mümkün değil.Bir de alışveriş merkezinden öte Balhabour, hergün gidilip sıkılınmayacak huzur veren şahane bir atmosfer. Size gidip beğendiğim restoran isimleri önermek istiyorum. 1.Fontaine bleau otelde Hakkasan restoran 2.Shore club otelde Nobu restoran 3.Baoli 4.Delano Otel'in içindeki japon restoranı 5.Nikki beach öğle yemeği 6.Setai otelde Öğle yemeği 7. W otelde Mr.Chow 8.The Forge 9.Carpaccio 10.la Gaulo
  Tarih : 7/29/2013 devamı için tıklayın  

 Positano Amalfi Capri
 
POSİTANO Positano Amalfi Capri


  Tarih : 5/30/2013  

 Toscano Bölgesine Gezi
 
Toscano Bölgesine Gezi


TOSKANO

Minik köyler, yemyeşil tepeler, şarap bağları, zeytinlikler ve sanat.  İşte TOSKANO…
Evet bir kez daha Toskano  bölgesindeyim .  Eğer sizde benim gibi yemyeşil vadileriyle, gürültüden uzakta yöresel  lezzetlerin ve şarabın tadını mı çıkarmak istiyorsunuz.  O zaman size önerim nefes kesen doğası ile Toskano böigesi…
Yola 14 kişi çıktık. Komşularım hepsi birbirinden şeker  insanlar… İlk günümüz de Bolonya’dan şarapları ile ünlü Chianti bölgesine hareket ettik. Öğle yemeğimizi Chianti bölgesinin Michlen yıldıza sahip gurme restaurantı  Albergaccio di Castellina’da, bölgeye özgü şaraplar eşliğinde lezzetli yemeklerimizi yedik. Buraya yolunuz düşer ise mutlaka ve mutlaka kuzu etini yemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Yemek sonrası Ortaçağ’dan kalma Toscana’nın en ünlü kasabalarından Borga Medievale di  Monteriggioni’ye gittik. Çok minik şirin bir kasaba… Ardından kalacağımız Castello del Nero  otele vardığımızda hafif yorgunluk belirtileri başlamıştı. İlk günü yorgun olacağımızı düşünerek akşam yemeğini otelde yemeği  planlamıştık.  Otelin restoranı Tende Rosse restoranınnda yedik  fakat bu kadar özel bir ortamda, yemekler bana göre hayal kırıklığı idi. 2.günümüzde rotamız Ortaçağdan kalma Montalcino Bölgesi’ne 14.yy dan kalma kaleleri, daracık sokakları, yerel  el işi ürünlerinin satıldığı minik köyde gezdik.  Buraları gezerken hayretler içinde kalıyorum. Hiç mi bir aykırılık olmaz. Bu kadar mı insan tarihine sahip çıkarda böyle korur. Öğle saatlerinde dünyaca ünlü Brunello di Montalcino şaraplarının üretildiği tesislerin de bulunduğu Banfi Şarap  bağları ve tesislerini ziyaret ettik. Çevre, sosyal  ve etik sorumluluk  ve müşteri memnuniyeti bazında dünyaca 1.lik almış söz konusu şaraplar aynı zamanda 2010 yılında İtalyan sommelier Birliği tarafından İtalyan Şaraplarının oscarını da almış.  Öğle yemeğini de burada Taverna Banfi’de  yedik. Yemekler gayet başarılı idi. Buradaki yemek önerim tavuk yemeği  ve ricotta peyniri ile yapılan tartı öne çıkan lezzetlerdi. Otele döndükten sonra o kadar güzel bir yağmur başladı ki şemsiyelerin altında oturup bu şahane ortamı içime sindirdim. Arkadaşlarımızın kimi otelin spasında, kimi odasında dinlenmeyi tercih etti ve akşam yemeği için tekrar yollara koyulduk. Yaklaşık 1 saatlik yolculuk sonunda 10.yy dan kalma Cantinetta di Rignana’ya vardık. Rustik bir atmosfere sahip restoran beklentimin çok altındaydı. Buradan size önereceğim sadece peynirleri…  Ertesi gün yol çizelgemiz Toscana bölgesinin merkezinde Chianti ve Maremma tepelerinin ortasında Bölgenin öne çıkan şehirlerinden Siena’ya gittik. Bu şehre ikinci gelişim beni burada en çok etkileyen şehrin tamamı aynı renk nasıl desem sarımsı kızıl bir renk. kendimi bu seyahatte ortaçağda yaşıyor gibi hissettim. Herşey o kadar o zamandan kalmış ki. Burada Avrupa’nın en büyük meydanları arasında gösterilen Piazza del Campo meydanında her yıl 2 temmuzda elemesi 16 agustos finali yapılan Palio at yarışlarından dolayı  o tarihlerde Siena turist akınına uğrarmış. Ayrıca bence Siena’daki katedral  gerek iç, gerek dış süslemeleri ve heybeti  ile tüm Toscana’nın   en etkileyici dini yapısı…  Öğle yemeğimizi  Siena’nın en eski restaurantı  Enoteca Tre Cristi’de yedik.  Çok lezzetli bir yemekti. Bir daha Siena’ya gidersem yine burada yemek isterim. Ardından yolumuz Floransa’ya doğru oldu yarım günümüzü Floransa’nın güzel sokaklarında dolaşıp güzel kahvelerini içerek geçirdik. Ve Seyahatimizin son akşam yemeğini michlen yıldıza sahip Osteria di Passiniano Restaurant’ında yedik. Tam bir final yemeği oldu. Sıralama yapmak gerekirse seyahatin en lezzetli yemeğini burada yedik. Ertesi sabah hava alanına doğru yola çıktık. Bir güzel seyahati daha sonlandırmış oldum. Güzel anılar ve güzel dostlarla güzel anlar paylaşmak çok güzeldi.

  Tarih : 5/23/2013  

 Floransa
 
Arno Nehri Floransa


GERÇEK BİR GÖRSEL ŞÖLEN
  Tarih : 2/17/2013 devamı için tıklayın  

 Avusturya
 
Avusturya


Avusturya

LORÜNSER SPORTHOTEL
 

Bu sene kayak tatili  için belirlediğimiz yer, Avusturya’nın Alp dağlarının, Arberg Bölgesinde konumlanan  Zürs kasabasında bulunan Larünser Sporthotel idi. Burayı  hiçbir tavsiye almadan tamamen tesadüf eseri bulduk. Bundan dolayı beklentim de çok yüksek değildi. Fakat o kadar memnun ayrıldım ki. Her sene farklı yere gitmeyi tercih eden BEN,  acaba seneye yine buraya mı gitsek dedim. Yediğim yemeklerin lezzet ve görselliği uzun süre hafızamdan silinmeyecek gibi görünüyor. Otel ilk 1927 yılında inşa edilmiş ara ara yenilikler ilave edilmiş fakat klasik dokusunu muhafaza etmeye önem verilmiş , otel  üç kuşaktır Jochum ailesi tarafından idare ediliyor Ve şahane  bir işletme ve günün her saati işinin başında olan otel sahiplerinin güler yüzü ve çalışkanlığı çok etkileyiciydi. Eşimin soğuk algınlığı rahatsızlığı için talep ettiğimiz doktor 15 dakika sonra oteldeydi. Odaların temizliğini anlatmam zor, günde 2 defa temizlik yapılıyor ve her zaman koridorda bir kat hizmetlisi mevcut… Otelin genel müşteri kitlesi  her sene aynı kişiler oluyormuş,  bize onları nasıl bulduğumuzu sordular.  Yani bir giden bağımlı olup uzun yıllar gitmeye devam ediyorlarmış. Benim dikkatimi çeken bir hoş şey de restoranın içinde cep  telefon ile konuşmak yasaktı. Tek olumsuz yanı kayak pistlerine ulaşmak için, 5 dakika  kayakları taşıyarak yürüyor olmamızdı.  
  Tarih : 2/3/2013  

 Küba
 
Küba


Küba
Egzotik, tropik, sosyalist, enerjisi yüksek ve bir o kadar da mahsun bir ülke KÜBA
2 Küba seyahatim arasında 6 sene geçmiş  olmasına rağmen bir düşününce Küba’da değişen hiçbir şey olmadığını fark ettim
Küba deyince aklıma ilk gelenler, kahraman ve çok yakışıklı CHE, marksist devrimci  Fidel Castro, puro ve müzik. Küba'nın olmazsa olmazları...
Küba karayiplerdeki en kalabalık  ada ülkesi. Tek partili egemenliğine dayalı sosyalist bir devlet yapısı ile yönetiliyor olmasından dolayı, üretim araçlarının hemen hepsi devlet tarafından işletiliyor. Amerika’nın uyguladığı ambargo yüzünden ticaret kapıları kapalı. Fakat ekonomik izolasyona bağlı olarak   1959 lu yıllarda hayatı durdurmuşlar ve hala o dönemi yaşıyorlar. Fakirler ama mutlular. Dileniyorlar ama ısrar etmiyorlar. Hayatla ilgili çok büyük  beklentiler içinde değiller sanki…  Apolitik bir gözle bakıyorlar.
 Her köşe başında amatör müzik grupları mevcut, uzun bir geçmişe sahip Küba müziği  coşkulu ve hareketli, insanın içini kaynatıyor sizi de alıp içine çekiyor. Birden yerinizde kıpırdanmaya başlıyorsunuz. Küba’nın devrimci kahramanı Jose Marti’nin ünlü eseri olan Guantanamera ve Nicholas Guillen’in dünyaca ünlü eseri  Soldadito Boliviano (Bolivya ordusu ve Che için yazdığı şarkı) sık sık duymaya alışık olduğumuz şarkılar oldu.
Küba’nın başkenti Havana görülmesi gereken çok enteresan yerlerden biri… 1982 yılında Unesco tarafından dünya kültür mirası listesine dahil edilmiş. Küba kültüründe,köken bakımından İspanyol ve Afrika etkisinin belirgin izlerini görebiliyoruz. Mutfağı da tam böyle...
Küba ve puro ikisini ayrı düşünmek imkansız fakat puro üretiminin hala ilkel yollarla yapıldığını düşünürsek bütün dünyada küba purosunun var oluşu biraz düşündürücü çünkü puroyu hala tek tek elleriyle sarıyorlar.Fakat bacağında puro saran kızlar yok yani bu tamamen bir şehir efsanesi...
Küba yaşadığı ciddi ekonomik sıkıntılara rağmen sağlıklı bir toplum inşa etmiş. 1989 devriminden sonra devlet sağlık alanına çok önem vermiş yapılan yenilikler sayesinde ciddi yol almışlar. Bugün söylenenlere göre  61.000 doktor, 200 civarında klinik, 21 tane de tıp fakültesi var olduğu söyleniyor. Tedavi olmak için çok sayıda turist ülkeye geliyorlarmış.(rakamlarda bir hata var ise ben bizi gezdiren rehber Fidel'in yalancısıyım)
Ayrıca bir güzellik de Havana'da Atatürk büstünün var olması. Doğrusu çok etkilendim. Fidel Castro bir konuşmasında Atatürk'ten bahsederken ben de devrim yaptım fakat Atatürk'ün yaptıklarını yapmaya cesaret edemezdim. Ona ve devrimlerine hayranım demiş... 
Şimdilik Küba hakkındaki yorumlarım bu kadar...

  Tarih : 1/6/2013  

 İbiza
 
İbiza


İbiza(Eivissa), İspanya'da bulunan Balear Adaları'ndan bir tanesidir. Balear Adaları'nın en büyüğü Mallorca olsa da İbiza son yıllarda gerek turizm gerekse de eğlence dünyasının Avrupa'daki önemli merkezi olmuş. İbiza daha çok yaz partileri, Dünyaca ünlü dj ve gece klüpleri ile tanınıyor. Benim dikkatimi çeken bir unsur da herkes giyim konusunda son derece rahat ve özgür, kimse birbiriyle ilgili değil herkesin tek amacı eğlenmek. Benim etrafta gözlemleyeceğim çok şey vardı. Nereye baksam bir enteresanlıkla karşılaşıyordum. Seyirlik anlamında da çok iyi bir ada. Bizim seçtiğimiz otel, merkezin biraz dışında bir butik oteldi.(Hacıenda Xamena)İbiza'nın dinamizmi bizi yordukça otelimize sığınıp enerji yükleniyorduk ve tekrar İbiza'nın eğlence ortamlarına katılıyorduk. Yemekler ve deniz de şahaneydi. Çok lezzetli deniz mahsullü paellalar yedik. Tam ramazan öncesi çok iyi doping oldu. Benim için bu seyahatin başka bir anlamı, 4 gün boyunca dogum günümü kutlamak oldu. Her gittiğimiz restoranda pasta ve şampanyayla kutlama yaptık. Erkan'la benim birlikte olmaktan çok keyif aldığımız arkadaşlarımız Muazzez ve Serdar'la birlikte bir güzel tatili daha sonlandırdık. Benim tercihlerimden size öneriler gidilecek beachler Blue marlin-Uschua- Malibu restoranlar, Lio- Bambuddha- El Ayoun- KM5 gece klübü Pascha ve Space. Ayrıca mutlaka görülmesi gereken bir yerde Formentera Adası, yaklaşık yarım saat uzaklıktaki bu cennet ada görülmeli ve Juan Andreas restoranında öğle yemeği yenmeli.
  Tarih : 7/21/2012 devamı için tıklayın  

 D - Hotel Maris
 
D - Hotel Maris


Geçen hafta Marmaris'teydik.D-Hotel Maris'te
  Tarih : 7/9/2012 devamı için tıklayın  

 Milano'dan Restoran Ve Yemek Seçimleri
 
SALOMANİO RESTORAN Milano'dan Restoran Ve Yemek Seçimleri


Milano'ya her gittiğimde farklı restoranlara gitmeyi tercih ediyorum. Eşimle bu konuda biraz anlaşmazlığa düşüyoruz. Onun bazı tercihleri var. Her defasında oralarda yemek yemek ister. Fakat bu gidişimizde elimizde bayağı kabarık bir liste vardı. Karar vermekte zorlandık. Bu sefer ki yemek adreslerimiz.
  Tarih : 5/31/2012 devamı için tıklayın  

 Como Gölü
 
VİLLA D'ESTE OTEL Como Gölü


COMO GERÇEK BİR TABİAT CENNETİ...İNSANA HUZUR VEREN, BİR O KADAR DA ROMANTİK BİR HAVASI OLAN BU ÜNLÜ GÖL. BALAYI İÇİN YER ARAYANLARA ÇOK GÜZEL BİR SEÇENEK.
  Tarih : 5/29/2012 devamı için tıklayın  

 Veneto Bölgesindeki İkinci Durağımız VERONA
 
ERBE MEYDANI Veneto Bölgesindeki İkinci Durağımız VERONA


Veneto Bölgesindeki ikinci durağımız Vereno şehri
  Tarih : 4/28/2012 devamı için tıklayın  

 Veneto Bölgesindeki İlk Durağımız VENEDİK
 
RIALTO KÖPRÜSÜ Veneto Bölgesindeki İlk Durağımız VENEDİK


Venedik'in benim için başka bir önemi var. 22 yıl önce Erkan'la balayımızı burada geçirmiştik. Bu sebepten bizim için çok anlam yüklü... Bir daha gelmek için neden bu kadar uzun bir zaman beklemişiz. Kendime şaşırıyorum doğrusu...
  Tarih : 4/27/2012 devamı için tıklayın  

 Dubai Seyahatimizden Görüntüler
 
Dubai Seyahatimizden Görüntüler


Dubai Seyahatimizden Görüntüler
Bana Dubai'yi sorsalar, derim ki 5 yıldızlı şehir. Adeta çölün ortasına bir cennet kondurmuşlar. Gerçek bir mucize... 15 sene içinde 6 defa gittim. Her defasında beni şaşırtmayı başaran bir şehir. Sürekli kendine yeni şeyler ekleyen şahane bir tatil yeri, bir tatilde aranacak herşeyin en iyisi mevcut en iyi oteller, sıcak bir iklim, en iyi alışveriş merkezleri mevcut birde ülkedeki zıtlık beni çok etkiliyor. Bu kadar modern mimarinin içinde yaşayan insanların muhafazakar görünümü ve bir o kadar emniyetli oluşu, giyim tarzınız onlardan ne kadar farklı olsa da sizi rahatsız eden ne bir bakış ne bir davranışla karşılaşıyorsunuz.
Dünyanın en lüks oteli Burj Al Arab, dünyanın en yüksek binası Burj Dubai, dünyanın en büyük suni adaları Palm islands, bir alışveriş merkezinin içinde en uzun kayak pistine sahip Dubai gerçekten görülesi bir yer çok tavsiye ediyorum. Bir tek etkilenmediğim kısım yemek konusu yerel yemekleri lübnan mutfağı nerede yediysem ben de iz bırakan bir lezzet olmadı. Fakat otellerin lükslüğü büyüleyici,lükslüğün son sınırı diyebilirim. Favori otellerim One and only palm otel ve Medine al salam otel******

  Tarih : 4/7/2012  

 Fas Seyahatimden Görüntüler
 
Jemaa El Fna Meydanı Fas Seyahatimden Görüntüler


Uzun zamandır gitmek istediğim fakat bir türlü doğru zamanı ayarlayamadığım için yeni gidebildiğim ve beni büyüsüne alıveren çok gizemli bir şehir...MARAKESH
  Tarih : 3/30/2012 devamı için tıklayın  
  Toplam Kayıt : -1   Toplam Sayfa : 1

  Ayın Sebzesi  ( 3 )
 
  Masa Düzenleri  ( 5 )
 
  Yemek Tarifleri  ( 5 )
 
  Restaurant  ( 5 )
 
  Seyahat  ( 5 )
 

ETİKETLER :  Seyahat  Seyahat                                    

  Sosyal Ağlarda Paylaş